Ads 468x60px

Makaleler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Makaleler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Temmuz 2012 Çarşamba

Eğitimde Toplam Kalite Yönetimi


Giriş Bölümü'nden

Günümüzde küresel pazarda yoğun bir rekabet yaşanmaktadır. Bu rekabette iş dünyasının bekleyişlerini karşılayabilecek nitelikte öğrencilerin yetiştirilmesi giderek önem kazanmaktadır. Eğitim sistemi nitelikli mezunlar (çıktılar) vermede başarısız olursa, bu başarısızlığın faturasını ya işletmeler yeniden eğitim için milyarlar harcayarak ya da toplum, kalitesiz mal ve hizmetlere katlanarak ödeyecektir.

Uzun yıllardan beri kamu kurum ve kuruluşları ile özel işletmeler istedikleri niteliklere sahip eleman bulmakta güçlükle karşılaşmaktadırlar. Yüksek öğretimden mezun olan gençlerin neredeyse üçte birinin işsiz kaldığı bir ülkede nitelikli eleman bulunamaması, eğitim kurumları hakkında kaygıların artmasına neden olmaktadır.

Belirli becerileri kazanmış, kendini işine adayan bir işgücüne sahip olmak isteniyorsa, kalite kavramı işletmelerden önce eğitim kurumlarında ele alınmalı ve tartışılmalıdır. Çünkü kaliteli bir ürün ve hizmet ancak iyi bir eğitim ile mümkündür. John Akers’sin ifadeleriyle “eğer öğrencilerimiz bugün rekabet edemezlerse, yarın şirketler nasıl rekabet edeceklerdir.”

Kalite üstatlarından Dr. Deming kaliteli mal ve hizmet üretiminde eğitimin anahtar bir rol oynadığını ifade etmektedir. Dünyada yaşanan değişime ayak uydurmanın en önemli koşullarından biri kaliteli eğitimdir. Ancak ülkemizdeki mevcut geleneksel (klasik) eğitim anlayışı ile bu değişime ayak uydurmak mümkün değildir. Bu çalışmada geleneksel eğitim anlayışının yetersizlikleri ana hatlarıyla ortaya konulacak ve eğitimde Toplam Kalite anlayışı alternatif olarak açıklanacaktır.

Gültekin Yıldız ve Kadir Ardıç, "Eğitimde Toplam Kalite Yönetimi", Bilgi, 1999/1: 73-82.

Makalenin devamı için;
Dosya Boyutu:  231 KB.

17 Temmuz 2012 Salı

Eğitimde Program Değerlendirme ve İstatistiksel Yöntemler - [Mustafa Akdağ]

"Günümüzdee eğitim kurumlarının en temel işlevlerinden birisi; Milli eğitim teori ve politikalar doğrultusunda bireyler yetiştirmektir. Her ülkede olduğu gibi, ülkemizde de yetiştireceğimiz insan tipinin temel karakteristikleri, eğitim ile ilgili olarak çıkarılan yasa ve yönetmeliklerde belirtilmiştir.

Eğitime yapılan yatırımların ülke kalkınmasına dönüşmesi için devlet; öğretmen yetiştirme, okul binalarının yapım , araç-gereç temini vs. gibi çeşitli önlemler almaktadır. Bunların başında da eğitim programları gelmektedir. Programlar, eğitilenlerin davranış standartlarından, öğrenme ve öğretim etkinliklerine kadar tüm çalışmalara kılavuzluk etmektedir. Böylece eğitim programları, milli eğitim teori ve politikasının uygulamaya dönüştürülmesinde çok önemli bir köprü görevi görmektedir."

Makalenin içeriği şu şekilde;
  • Program Değerlendirmenin Gerekliliği
  • Program Değerlendirme Yaklaşmları
  • Program Değerlendirmede Kullanılan Araştırma Yöntemleri
  • Deneysel Yöntem
  • Survey (Betimsel) Yöntemi
  • Gözlem Yöntemi
  • Tarihi (Tarama) Yöntem
  • İstatistiksel Yöntemler
  • Ki-Kare Testi
  • T testi
  • Varyans Analizi
Dosya Boyutu: 223 KB.

29 Haziran 2012 Cuma

Taguchi Probleminin Çok Amaçlı Optimizasyon Çözümleri - Multi-Objective Optimization Solutions to the Taguchi's Problem

Literatürde, “ikili cevap (dual response)” yaklaşımı olarak bilinen yöntem, Taguchi probleminin çözümünde yaygın olarak kullanılır. Ancak, bu mükemmel yaklaşımın bazı yetersiz yönleri de vardır. Kalite standart sapması ile ilgili kısıtlamalar süreç veya ürünle ilgili bulunabilecek daha iyi koşulları veya tümel optimum değerleri dışlayabilir. Bu çalışmada, kalite standart sapmasını kısıttan kurtaracak yeni bir problem tanımı ve çözüm stratejisi önerilerek, maliyet öğeleri ile Taguchi probleminin genişletilmesi konusu üzerinde durulmuştur.

The dual response approach has widely been used in the literature to solve the Taguchi’s problem. This excellent approach contains some deficiencies especially on the standard deviation response. These restrictions may rule out better conditions or globally preferred values in the industrial process or the product of interest. This paper presents a more flexible formulation of the problem and it’s solving technique. In this study, we also extend the dual response problem by some cost elements (i.e., treatment cost).
Dosya Boyutu:  355 KB.

Kaynak: Onur Göksoy, Gülsüm Hocaoğlu, (2005), "Taguchi Probleminin Çok Amaçlı Optimizasyon Çözümleri", G.Ü. Fen Bilimleri Dergisi, 18 (4), 613-626.

22 Haziran 2012 Cuma

Eksik Bilgi Altında Takip Problemlerinin Çözümüne Bir Yaklaşım

Diferansiyel oyunların önemli parçası takip problemleridir. Diferansiyel oyunlar teorisi başlangıçta savaş modelleri için bir araç olarak geliştirilmiştir. Diferansiyel oyunların asıl amacı diferansiyel denklemler ile verilen hareketlerin çatışması durumlarını öğrenmektir. Bu teoriyle Rusya’da Pontryagin, Krasovsky, Chikrii, Azimov ve diğer bilim adamları uğraşmışlardır. Amerika ve Batıda ise R. Isaacs, Hajek, Lee ve Markus, M. Bardi ve diğer bilim adamları uğraşarak bu alana önemli katkıda bulunmuşlardır.

Bu makalede, Eksik bilgi altında takip eden nesnenin takip edilen nesneyi yakalayabilmesi koşulları incelendi. Phan Zuy Hai doktora tezinde A. Ya. Azimov’un yaklaşımını eksik bilgili takip problemlerinin çözümü için genelleştirildi. Azimov’un çalışmasında her iki oyuncunun kontrolleri integral kısıtlamalıdır. Hai’in çalışmasında ise eksik bilgi altında her iki oyuncunun kontrolleri integral kısıtlamalıdır. Bu çalışmada, Azimov’un ve Hai’in incelediği problemdeki kısıtlar değiştirildi ve takip eden nesnenin kontrolünü integral kısıt, takip edilen nesnenin kontrolünü geometrik kısıt olarak ele alınmış ve bu yeni kısıtlar altında takip problemi incelendi. Eksik bilgi altında lineer diferansiyel oyunlar incelenmiş ve yeni bir çözüm yöntemi getirilmiştir. Bu çalışmada ayrıca lineer diferansiyel oyunlar için bitiş kümesi silindir küme olarak ele alınmıştır ve bu silindir kümede oyunun bitirilmesinin mümkün olduğu gösterilmiştir.

Dosya Boyutu:  306 KB.

Kaynak: İbrahim Demir, Journal of Engineering and Natural Sciences Mühendislik ve Fen Bilimleri Dergisi, Sigma 2005/4, İstanbul.

CRM [Customer Management Relationship]

İstatistik bölüm mezunları açısından farklı bir iş yaklaşımı olan CRM'i tanıyalım..


Çok Genel Olarak CRM:

Düşününki siz bir ürün satın aldınız. Sonra bu ürünü üreten şirket sizi tüm isteklerinize cevap verebilecek yeni veya mevcut diğer ürünlerinden haberdar etti.Hatta bu ürünleri kapınıza kadar veya size en yakın satış noktasına kadar getirdi.Sonra aradan zaman geçti.Geçen süre içerisinde sizde bir çocuk sahibi oldunuz.Sonra bu şirket çocuğunuzun ihtiyaçlarına cevap verecek ürünlerle tanıştırdı sizleri.Hatta ürünlerine promosyonlar ekledi ve sizlere tekrar sundu.Sonra sizlerin sürekli yeni ihtiyaçlarınızı ve ürün beklentilerinizi öğrendi ve bunları sağlayan yeni ürünler geliştirdi ve tekrar kapınıza kadar getirdi.Hatta artık siz ihtiyaçlarınızı ifade etmeden sizin nelere ihtiyaç duyabileceğinizi sizin adınıza düşündü ve üretti. Genel anlamda CRM bu fonksiyonları yerine getirmek için kurulmuş ve teknoloji ile iç içe geçmiş bir kavramdır. CRM'in başarılı olması, üreticinin sürekli tüketici gözüyle bakıp,onun isteklerine ve beklentilerine cevap verebilecek değerler ortaya koymasına bağlıdır.

CRM Nedir? Ne İşe Yarar ve Neler Sağlar?
Birçok kişiye göre CRM bir yazılım veya bir aplikasyondur.Fakat CRM kavram olarak bu kadar basite indirgenilemez.CRM pazarlama stratejilerinin temel taşını oluşturan bir kavram olarak düşünülmeli ve algılanmalıdır. Müşteri ilişkilerine, üretim aşamasından ve üretim maliyetlerinden başlayan geniş bir platformda bakabilmek, müşteri davranışlarını çok yönlü değerlendirerek, bu davranışlardan karlılığa yönelik çıkarımlar yapabilmektir. Bu kavramı uygularken teknolojinin her şeyi çözebileceğine inanmak ve insan katma değerini yok saymak, yapılacak en önemli yanlış olmakla beraber, CRM kavramına insanın kattığı değerleri inkar etmek olacaktır.

17 Mayıs 2012 Perşembe

How a statistical formula won the war?

"Here is a story about mathematical deduction that I love, mainly because it is said to be true, and because it had an impact (albeit small) on the outcome of the second world war. It is the story of how a simple statistical formula successfully estimated the number of tanks the enemy was producing, at a time when this could not be directly observed by the allied spy network.

By 1941-42, the allies knew that US and even British tanks had been technically superior to German Panzer tanks in combat, but they were worried about the capabilities of the new marks IV and V. More troubling, they had really very little idea of how many tanks the enemy was capable of producing in a year. Without this information, they were unsure whether any invasion of the continent on the western front could succeed.

One solution was to ask intelligence to guess the number by secretly observing the output of German factories, or by trying to count tanks on the battlefield. Both the British and the Americans tried this, but they found that the estimates returned by intelligence were contradictory and unreliable. Therefore they asked statistical intelligence to see whether the accuracy of the estimates could be improved.

The statisticians had one key piece of information, which was the serial numbers on captured mark V tanks. The statisticians believed that the Germans, being Germans, had logically numbered their tanks in the order in which they were produced. And this deduction turned out to be right. It was enough to enable them to make an estimate of the total number of tanks that had been produced up to any given moment.


The basic idea was that the highest serial number among the captured tanks could be used to calculate the overall total. The German tanks were numbered as follows: 1, 2, 3 ... N, where N was the desired total number of tanks produced. Imagine that they had captured five tanks, with serial numbers 20, 31, 43, 78 and 92. They now had a sample of five, with a maximum serial number of 92. Call the sample size S and the maximum serial number M. After some experimentation with other series, the statisticians reckoned that a good estimator of the number of tanks would probably be provided by the simple equation (M-1)(S+1)/S. In the example given, this translates to (92-1)(5+1)/5, which is equal to 109.2. Therefore the estimate of tanks produced at that time would be 109

By using this formula, statisticians reportedly estimated that the Germans produced 246 tanks per month between June 1940 and September 1942. At that time, standard intelligence estimates had believed the number was far, far higher, at around 1,400. After the war, the allies captured German production records, showing that the true number of tanks produced in those three years was 245 per month, almost exactly what the statisticians had calculated, and less than one fifth of what standard intelligence had thought likely.

Emboldened, the allies attacked the western front in 1944 and overcame the Panzers on their way to Berlin. And so it was that statisticians won the war - in their own estimation, at any rate."

The Guardian, Thursday, 20 July 2006..

For original article;

Makalenin Türkçe çevirisini okumak için aşağıdaki linki tıklayınız..

Source: guardian.co.uk

İstatistikçiler II. Dünya Savaşını Nasıl Kazandı?

Gavyn Davies'in The Guardian'da 20 Temmuz 2006, Perşembe günü yayınlanmış, "Gavyn Davies does the maths - How a statistical formula won the war (Bir istatistik formülüyle nasıl savaş kazanılır)" isimli makalesinin çevirisidir.

"Matematiksel çıkarım hakkında sevdiğim bir hikaye anlatacağım. Seviyorum çünkü gerçek olduğu söyleniyor ve II. Dünya Savaşının sonucuna etki etmiştir (her ne kadar küçük olsa da). Bu hikaye, müttefiklerin casusluk şebekesinin başarısız olduğu bir konuda basit bir istatistiksel formülle düşmanın tank üretiminin nasıl tahmin edildiğinin hikayesidir.

1941-42 yıllarında müttefik kuvvetleri ABD ve İngiliz tanklarının Alman Panzer tanklarına kıyasla daha yüksek savaş gücü olduğunu biliyordu ancak müttefiklerin Almanların yeni tasarladıkları IV ve V model tankların yetenekleri konusunda endişeleri vardı. İşin kötüsü düşmanın bir yıl içinde o tanklardan ne kadar üretebileceğini de bilmiyorlardı. Bu bilgi olmadan Avrupa’nın batı cephesi üzerinden işgalinin başarıya ulaşıp ulaşamayacağı konusunda kesin bir fikir sahibi olamazlardı.

Problemi çözmenin bir yolu bu soruyu istihbarat servislerine sormak ve onların da gizlice Alman fabrikalarını gözetlemeleri veya savaş alanındaki tankları saymaları idi. Hem İngilizler hem de Amerikalılar bunu denediler ancak istihbarat birimlerinden gelen rakamlar güvenilir değildi ve çelişkili sonuçlar çıkıyordu. Bu yüzden aynı soruyu istatistik uzmanlarına sormaya ve tank üretim tahminlerinin daha hassas şekilde belirlenip belirlenemeyeceğini görmeye karar verdiler.


İstatistikçilerin elinde bir anahtar bilgi parçası vardı bu da ele geçrilmiş model V tanklarının üzerindeki seri numaralarıydı. İstatistikçiler, Almanların Alman oluşlarından ötürü mantıklı davranıp tankları üretim sırasına göre numaralandırdıklarını düşündüler. Bu çıkarım doğru çıktı. Bu sayede herhangi bir anda Almanların ürettikleri toplam tank sayısına dair matematiksel bir tahminde bulunabileceklerdi.

Temel fikir şuydu: Ele geçirilen tankların üzerindeki en büyük seri numaradan yola çıkarak tüm tank sayısını hesaplamak mümkündür. Alman tankları 1, 2, 3, …, N şeklinde numaralandırılıyordu, N üretilen son tankın seri numarası yani toplam tank sayısı idi. Müttefiklerin beş tank ele geçirdiğini var sayalım ve bunların üzerindeki seri numaralar da sırası ile 20, 31, 43, 78 ve 92 olsun. Bu durumda ellerinde beş elemanlık bir örneklem vardır ve en büyük seri numarası da 92‘dir. Örneklem büyüklüğüne S, en büyük seri numaraya da M diyelim. Çeşitli sayı serileri ile uğraşan istatistikçiler sonunda tank sayısını tahmin etmek için (M-1) x (S+1) / S formülünün yeterince iyi olduğuna karar verdiler. Yukarıdaki örneği ele alırsak bu (92-1) x (5+1) / 5 demektir ve bu da 109.2 sayısına eşitir. Dolayısı ile o esnada üretilen tank sayısı 109 olmalıdır.

Bu formülü kullanan istatistikçiler, Almanların 1940 Haziranı ile 1942 Eylülü arasında ayda 246 tank ürettiklerini rapor ettiler. O sırada istihbarat servisi ise aylık tank üretim miktarını 1.400 olarak tahmin ediyordu. Savaştan sonra müttefik kuvvetler Alman üretim kayıtlarını ele geçirdiler, söz konusu üç sene boyunca üretilen tank sayısının aylık 245 olduğunu gördüler, yani neredeyse istatistikçilerin tahminlerinin aynısı ve istihbarat servisinin öne sürdüğü tahminin beşte biri.

Cesaretlenen müttefikler batı cephesinden 1944 yılında saldırıya geçtiler ve Berlin’e giden yolda Panzerlerin hakkından geldiler. Ve işte böylece istatistikçiler savaşı kazandı – kendi tahminelerine göre, her oranda.”


Makalenin İngilizce metni için aşağıdaki linki kullanabilirsiniz..
http://istatistiknotlarim.blogspot.com/2012/05/how-statistical-formula-won-war.html

Orjinal metne aşağıdaki linke tıklayarak ulaşabilirsiniz..
http://www.guardian.co.uk/world/2006/jul/20/secondworldwar.tvandradio 

Kaynak: guardian.co.uk
                  ileriseviye.org

23 Mart 2012 Cuma

İş Görüşmesinde Facebook Şifresini İstiyorlar

Ntvmsnbc.com'da rastladığım bu haber, hayli ilginç. Artık ''Facebook'' ve ''Twitter'' hesaplarımızı dondurup iş görüşmelerine gitsek daha iyi olacak gibi. Aynen aktarıyorum.

Çalışanların özel hayatına dair bilgi edinmek isteyen işverenler, Facebook ve Twitter'daki aramalarda profili çıkmayan çalışanların şifrelerini isteyerek zorla onların bilgilerine erişmek istiyor.
 

18 Şubat 2012 Cumartesi

Yeni çağın mesleği: Aktüer

Aktüer, Amerika'da ve Avrupa'da ücret, prestij ve iş tatmini açısından en çok istenen ilk 10 meslek arasındadır. Ülkemizde bilinirliği gittikçe artan meslek birçok disiplini de bir araya getirmektedir.

Aktüer kimdir?

Aktüer, sigortacılık tekniği ile buna ilişkin yatırım, finansman ve nüfus hareketleri konularında olasılık ve istatistik teorilerini uygulayan, tablolar hazırlayan ve raporlar oluşturarak kesin hesapları onaylayan kişidir.

3 Şubat 2012 Cuma

İstatistik Aşkı




ESOGÜ İstatistik Bölümü öğrencilerinin 9 Mayıs İstatistik Günü'ne özel hazırlamış oldukları bir şiir efendim.. Çok hisli ve duygulu olmuş..

Düzenlerini bırak bir yana
Entrikalarını bırak artık
Aşkta oyun teorisi olmaz
Kırk tilki dolaştırma aklımda

Dürüst ol, açık ol, harbi ol
Tepemin tasını attırma
Sürecimi bozup da
Kontrol limitlerimle oynama

Ben nasılsam öyleyim
Böyle gelmiş böyle gider
Parametrelerimle oynama
Seviyorum de bana yeter

Felsefeni bırak bir yana
Rassal örneklem seç bana
Bu işide kalıbına uydur
Normaldir de, hiç sorma

Anketler bitmez
Anketler dolmaz
Verileri girdim yine
Gözlerim görmez

Önümde sigma
Aklımda sen varsın
Bir gün umarım
Seninde varyansın artar

Seviyorum şu istatistiği ya!

Söz: ESOGÜ İstatistik bölümü
Müzik: Mehmet Çelikhan-Harun Yeşiller(İstatistik Bölümü Öğrencileri)

Not: Müziğe ulaşamadım, edindiğimde mutlaka ekleyeceğim..

2 Şubat 2012 Perşembe

Başlangıç



Bu blogumda, mümkün mertebe 6 yıl boyunca edinmiş olduğum bilgi ve tecrübelerle birlikte, oluşturmuş olduğum arşivi, kullanıcıların ihtiyacı doğrultusunda paylaşmaktan memnuniyet duyacağım..

Zaman zaman ders notları, zaman zaman paket programlar hakkında bildiklerimi paylaşıp, ara ara da ilgili haberleri paylaşacağım..

Öyle ümit ediyorum ki; karşılıklı olarak bilgi alışverişinde bulunabileceğimiz bir platform yakalamak mümkün olacaktır..

Sevgilerle..

Yasin Serhat Şen
Önceki Kayıtlar